Ancak bu sarsıntıların nasıl ölçüldüğü ve neden her depremin farklı etkiler yarattığı konusu genellikle birbirine karıştırılır. Halk arasında en çok karıştırılan iki kavramı netleştirerek başlayalım: Büyüklük ve Şiddet.
Büyüklük (Magnitude): Depremin "Boyu"
Depremin büyüklüğü, yerin derinliklerinde kırılan fay hattının ne kadar büyük bir enerji açığa çıkardığını gösterir. Bu, kaynağın ne kadar güçlü olduğunun bir ölçüsüdür.
Ölçüm aracı: Sismograflar tarafından ölçülür.
Değişmezlik: Bir depremin büyüklüğü tektir. İstanbul'da da, Ankara'da da, depremin olduğu merkezde de aynı rakamla (örneğin 7.4) ifade edilir.
Logaritmik artış: Büyüklük rakamları arasındaki fark sanıldığından çok daha büyüktür. Örneğin, 7 büyüklüğündeki bir deprem, 6 büyüklüğündeki bir depremden 10 kat daha fazla sarsıntı, yaklaşık 32 kat daha fazla enerji açığa çıkarır.
Şiddet (Intensity): Depremin "Hissedilişi"
Şiddet, depremin yer yüzeyindeki etkisidir. Yani insanların ne hissettiği, binaların ne kadar hasar aldığı ve doğanın nasıl değiştiğidir.
Değişkenlik: Şiddet, depremin merkez üssüne olan uzaklığınıza göre değişir. Merkez üssünde şiddet çok yüksekken, 100 kilometre ötede sadece hafif bir sallantı olarak hissedilebilir.
Zemin faktörü: Yumuşak, kumlu veya dolgu zeminler deprem dalgalarını bir hoparlör gibi büyütür. Bu yüzden bazen merkezden uzak bir bina, sağlam kayalık zemin üzerindeki yakın bir binadan daha çok hasar alabilir.
Depremin yıkıcı etkilerini belirleyen faktörler
Neden bazı depremler çok yıkıcıyken bazıları sadece avizelerin sallanmasıyla geçer? Bunun üç temel sebebi vardır:
Derinlik: Deprem ne kadar yüzeye yakın (sığ) olursa, enerjisi o kadar az kayıpla yüzeye ulaşır ve yıkımı artırır.
Süre: Sarsıntının ne kadar sürdüğü hayati önem taşır. 10 saniyelik bir sarsıntıya dayanan bina, sarsıntı 45 saniyeye uzadığında yorulup çökebilir.
Yapı kalitesi: En kritik faktör budur. Deprem bir doğa olayıdır ancak "afet"e dönüşmesi, mühendislik hizmeti almamış, zeminine uygun inşa edilmemiş binalardan kaynaklanır.
İkincil etkiler: Sadece sarsıntı değildir
Büyük depremler bazen sarsıntıdan daha fazlasını getirir:
Sıvılaşma: Deprem anında yeraltı suyunun baskısıyla kumlu zeminlerin çamur gibi davranmasıdır. Bu durumda bina sapasağlam olsa bile zemine batabilir veya yan yatabilir.
Tsunami: Deniz tabanındaki kırılmalar dev dalgalara yol açarak kıyı bölgelerini vurabilir.
Heyelanlar: Dağlık ve engebeli bölgelerde sarsıntı, toprak kaymalarını tetikleyebilir.
Depremin büyüklüğünü (doğayı) kontrol edemeyiz, ancak şiddetini (yıkımı) azaltmak bizim elimizdedir. Sağlam zemin üzerine, doğru mühendislik teknikleriyle inşa edilen binalar, depremin büyüklüğü ne olursa olsun canımızı koruyan en büyük kalkandır.